18 Nisan 2012 Çarşamba

mecûs


Ve yedi gün, zemherî anılarına yüzünü akıttığı yedi gün yedi gece, uzun adımları uzaklara atılan günlerin yedisinde gelecekleri bekledi.
Yedinci günün gecesinde yüzü asık duvarlarına bağırdı.
Bu anıları ben yazdım üzerlerinize, beni inandırmayın, mütehakkim bakmayın.
Yerden tavana yedi kat yükselen karakutulara çarpa çarpa, koridorlarında ilerledi, karakutu kazaları kayıtladı.
Bir kurşun taşıran kösteğine baktı, cebindeki dakikalara bağırdı.
Sizi ben saydım zembereğinizi yedi kez kura kura, her günü diğerine devredin diye, saydım saydım da ne oldu, vardırmadınız, mütehakkim bakmayın.
Perdeyi aralayıp günler elimle tutuşur tedirginliğiyle, bir o gözünü bir bu gözünü camdan çıkarıp sağına meftûn soluna meftûn oldu, bir araya getiremedi küreleri çatlar diye.
Sizleri ben geçirdim antrelerin önlerinden, yedi kat yukardan çekip indirdim sokaklarıma, kaldırımlar  sürdüm altlarınıza, peşinden ardı ardına çektim, siz sabit durun, beni terkederken mütehakkim bakmayın.
Onlardan ne kaçırabilirse eteklerine doldurdu, kucaklayıp hanesine yedi sıra merdiven adımlaya adımlaya çıkardı, mahremi açık çocukluğu örtülü pilileriyle, anıları takfîl etti.
Sizlerin her şeyi var, karılarınız kocalarınız, akıllarınız, birbirinizden çoğalttığınız çocuklarınız, varınız varlığınız, sağlığınız sıhhâtiniz, kavliniz kibriniz, bense ölümden korkmayacak kadar yalnızım, mahremime mütehakkim bakmayın.