13 Şubat 2012 Pazartesi

bostancı-taksim

"Ziverbey'den mi?"
"Atla ablacım, bi kişi bi kişi, kalkıyo!"
Atladım. Son gelene reserv edilen üçlü ön koltuğun ortası düştü. Sonuncuya gökten düşen üç elmadan hep çürük olanı denk gelir zaten. O ilk elmayı yemeselerdi, şimdi ne ortanca koltuk vardı, ne de döşemenin altından kıçıma batan demiri. En arka köşeyi kapan kartakaçkınabi çoktan ağzından akan anasonlu salya gibi sızmış. Dolmuşa ilk binenin sekiz tercih hakkı vardır, hep arka köşeyi seçer. Çok seçenek sadece dolmuşta en az kararsızlığı getirir. Yanında oturan iki yaşça benden küçük, görünüşçe anasının gözüne çomak sokar fingirdekabla (gözü çomaklı analar istemezdi bu saatte sokakta olmalarını) gecenin kritiğini yapıyorlar. Belli ki bekaretler bu gece de başarılı bir kolektif çabayla ipten alınmış. Diğer köşede eli sert saplı bond çanta tutmaktan nasırlanmış beyazyakalının yüzünden bir şey seçilmiyor. Onun da üstünde durmayıverelim. Evde üstünde "duracak" bir karısı vardır nasıl olsa. (teşbihte hata olmaz) Hiçbirinizle göz göze gelmeyelim. Bir de beni düşünmeyin gecenin daralan bu vaktinde.
Yanımdaki naylonçoraplıkadın soğuktan titriyor şoför bey, ısıtıcıyı biraz açsanız da eteğinin altına ılık hava üflese radyatör. Sağımdakini nasılsa bana yer bırakmayan yağ dokusu yalıtıyor. Ön koltuktaki ensesikalın ayakta uyurken östaki borusundan davul partisyonu çalıyor. "damages goods"u hiç dinlemiş miydiniz? Sanmam, sizin hiç "bu son" dediğiniz oldu mu peki, belki ellerinizin üstünde yaşlılık lekeleri belirmeden önce, bu şarkı ilk beninizden çok sonra popüler oldu. Arkadaki fingirdekablalar doğmadan önce, köşedeki beyazyakalı bond çantayı tutmaya başladıktan hemen sonra. Naylon çoraplar henüz icat edilmişti, yanımdaki yağdoku fitti, sigarayı bırakmamıştı henüz. Zaten sigarayı da bırakamadım bu şarkı yüzünden. Her gece bir şarkıyı suçlaya suçlaya sabaha son dallar biriktiriyordum, bu gecenin kurbanı da kadayıflık pankçılar oldu. Şoför tam zamanında koydu kuru dudaklarının arasına Malboro'yu. Sonra dudaklara baktım tek tek, yedişer koltuktan altlı üstlü on dört kuru dudak. Havadan heralde, elleri de çatlattı bu kış. Bir ortanca dudak ıslak kalmış, dilim söyledi. Neden diye düşünüyordum, şarkı son düzlüğe girerken ben atlamadan önce olan biteni itiraf etti.
Şoförün de canı sıkılmış olacak, sekiz dudak sahibi itiraz etmeyince, sahil tarafından gitti.

gang of four - damaged goods

Hiç yorum yok: