5 Şubat 2012 Pazar

Boğaz Havası

(O günleri değil, günlerin dışına çekilmiş silik kontür çizgilerini yaşıyordu. Her nefes alışında gözlerini açıp, verirken kapıyordu.)


(Aç gözlerini) Bir vapur dolusu insan; sırtları, renk renk başları ve iki yana doğru sarkıttıkları kollarıyla birlikte dörderli dizilmiş, sakin sakin yere bakıyordu.

(Kapa gözlerini) Onlarca burna girip çıkan çıkan soluk sesleri uğuldamaya başladı. Vapurdaki adamlar ve suratlarının ortasında duran burunları hala orada, oturdukları yerden bir sağa bir sola doğru sallanıyordu. Senkronize, sözleşmiş gibi aynı anda başlayarak. Tutturdukları ritim nefes alışverişlerini düzenliyordu. Sağa yatarken bir doz oksijen çek, sola yatarken bir doz karbondioksit sal.

(Aç gözlerini) Bu adamlar demek ki böyle nefes alıyordu. Bana neden kimse bu yaşa kadar nefes almayı öğretmedi?
 
(Kapa gözlerini) Sola yatıp sallanmaya başladı, vapur da ufak ufak ayak adama uydurdu. Denizin ortasında bir vapur dolusu metronom ve adam yalpalayarak kıyıya doğru ilerledi. Nasılsa şehirlilerin göremeyeceği kadar onlardan uzaktalar. İçi rahatladı. Çünkü şehirde böyle davranışlar hoş karşılanmazdı, iskelede terkettikleri şehir ağzını kocaman açar deli diye arkasından bağırırdı vapura.
 
(Aç gözlerini) Metronomlar durmuş, sallanan adamı şaşkın şaşkın izliyordu, gözleri bir sağa bir sola yatıyordu adamla birlikte.
 
(Kapa gözlerini) Belli ki gözlerimi açınca utandılar benden. Yazık oldu bir vapur adama, utançlarından nefeslerini tutup intihar ettiler.

Hiç yorum yok: