22 Ocak 2012 Pazar

cv


Ergenlerden bu kadar korkulması anlamsızdır, asıl tehlike çocuklardır. Henüz değer yargısı taşımadıklarından algılara molotof sallayıp dururlar. BUF! Birbirlerini kıra kıra ve kırıla kırıla büyümeye başlarlar. Aramızda gezinen harp malulleri hep ilkokuldaki şişman şişe camı dörtgöz cem, erken gelişkin memeli kübra, pekiyileri pacman gibi toplayan inek ali, beslenme saatinde ortalığı çürük yumurta kokutan sidikli aysun güruhundan oluşur. Adlarının başındaki sıfatlar onların geri kalan hayatlarını insan numunesi olarak devam ettirmelerine sebep olur. Bu eğitim habitatındaki sert iklim, numunelere kabuk ve nasır bağlatarak onların adaptasyon sürecini başlatır. Büyüyünce bu nasır kılıç kabuk kalkan oyununun savunma mekanizması olduğunu öğrenecek olan eşantiyon insancıklar henüz ilerde yüz göz olacakları psikologların tükürüklü terimleriyle tanışık değillerdir. Bu kasta dayalı hiyerarşik piramidin üstünde oturan okuma-yazma öğrenip de sıkılmaya gelmiş Ece, son model sırt çantasından inen Görkem, okul çıkışında annesi hep kapıda bekleyen Aslı, babası türk tarihinin ilk dolu cüzdanlı çocuğunu icat etmiş Efe "habitat horozu" olarak adlandırılır. Bu sıfatlar diğerlerinki gibi savaş meydanlarında değil, ilerleyen evrimsel süreçlerden sonra mezun toplantılarında konulur. Horozların sonradan konma vasıfları, iktisatsız bir ekonomiye sahip habitatın asıl güdümüdür. Ezme-ezilme hattının akış yönünü bu güdüm belirler. (İnsan numunelerine de simit yemenin bağışıklığı geliştireceğini söyleyen İsviçreli bilimadamları hiç alan araştırması yapmamış ve laboratuar verilerinin sarsılmazlığıyla vicdanlarının gözlerini çıkarmışlardır.)
Tarihin sadece tekerrür ibaretini dikkate alan numuneler, habitattan ipini kopardıklarında nasır ve kabukların intikamını alabileceklerini farkederek horozların başını kesmek için kamufle olurlar. Kılıç ve kalkanlarını arkalarına saklayarak halkın arasına karışıp direnci zayıf habitat horozlarını hasta etmeye hayatlarını adayacaklardır.

Hiç yorum yok: