19 Aralık 2011 Pazartesi

gibi şeyler

Uyum, toplum yaşamına mahkum olmaktır.
Sessiz kalmak; görmek, duymak ve konuşmamaktır.
Kimlik, insanın kendini ait hissettiği bir hapishanedir.
Önyargı, çok kullanışlı bir düşünmeme mekanizmasıdır.
Umutsuzluk, gerçekleşmemiş düşleri unutamamaktır.
Rehabilitasyon, yabancılaştırılmadır.
Gözetim, sürekli gözaltıdır.
İnanç, doğmamış arzuların törpüsüdür.
İmaj, cinsiyeti boyutlandırmaktır.
Hafıza, benliğin yeniden yazılmasıdır.
Karşı cins, eksikliklerin üç boyutlu ilüzyonudur.
Farklılık, olmayanı yüceltmektir.

2 yorum:

Asaf Halet dedi ki...

Çok etkilendim.. Ben de kendi karşılıklarımı türeteyim istedim:

Uyum, öznelliği tüketen bir duyumdur.
Sessiz kalmak, sesimize deyecek başka seslerden mahrum kalmaktır.
Kimlik bir hapishaneyse, mahkumların görevi hapishaneden kaçmaktır.
Önyargı, tüm yargıların anasıdır.
Umutsuzluk, rüzgarda yırtılan uçurtmalarımızın kuyruğudur.
Rehabilitasyon yabancılaştırır, çünkü iyileşiceğimize duyulan inançla değil hasta olduğumuza dair kabülle başlar.
Gözetim, bazen de bir titreşim fonksiyonudur; üzerimize titreyenlerin yapmadan edemediğidir.
İnanç, törpülenmiş bir ömrü resetleme arzusudur.
İmaj, üremeden çoğalmaktır.
Hafıza, ne zaman, nerede yumurtlayacağı belli olmayan patavatsız bir tavuktur.
Karşı cins, bir elmanın diğer yarısı değil, elmayı ikiye bölendir.
Farklılık, fark edilmeye tabidir.

~slartifarbart dedi ki...

yorumunuz için çok teşekkür ederim, kafa açıcı bir etki bıraktıysam ne mutlu. bir süre sonra alışkanlığa dönüşüyor, tek kötü yanı o (=