10 Kasım 2010 Çarşamba

lips like sugar

Nehirlerin tersine akardı eskiden dudaklarında. Temenniler söylendi sonra üzerinden. Ödüllendirmelerle kelepçelendi başarıların. Kaba saba sözler yuvarladın dilinde, olur olmadık açık arttırdın. Satmayıp ortalara attın dudaklarından. Artık akışa kapıldın. Buklelerinden sürükleyenler, tasmandan tutup çekiştirenler, bileklerine altın kelepçe geçirenler, dudaklarını sözlerle çatlatanlar, gecelerini alkollerle uzatanlar; yok artık etrafında. Sen kaynaktın nehirlerin tersine akarken. Çatladı şimdi dudakların, kurudu çorak nehirlerin, şimdi başkalarının dudaklarında.

31 Ekim 2010 Pazar

duble oryantal

solgun fular, kamufle etmiş,
ser köprüsündeki gül lekelerini.
ucuz duman, masalarda rakkase.
verilen her nefes, bükülüyor, kıvrılıyor.
babalar kızlarını terk etti diye
suç yüklenen gayr-ı şuur,
yalnızca bardak ağızlarında
kendini aklıyor.

23 Ekim 2010 Cumartesi

you hit me with a flower.

Ayaklarını gökyüzüne değdir, düşen bulutları tekmele. Başını kuma göm, kökleri okşa dilinle, ayaklarına kadar uzasın tüm çiçekler. Silkele saçlarını, göğe serilsin toprak. Kır gözlerini, artık işine yaramaycak.

27 Ağustos 2010 Cuma

oistros

Fileli çoraba sarılı bacaklarınızdan seks hayatınızı izliyorum,
Sentetik deliklerden östrojeniniz sızıyor.
Pardon bayan, legal erotizm sınırınızı aşmışsınız.
Birkaç kutu bira ve Velvet Underground alınca,
Vajinanıza kadar görüyorum.

27 Haziran 2010 Pazar

c2h5oh

Alkol, öldürdüğü birkaç sinir hücresine rağmen birikmiş tüm bilinç boklarını temize çeker.

18 Nisan 2010 Pazar

Davetsiz konukları tatmin ederken güdülerini hiçe sayan küçük anlamaz.
Konsantrasyonunu dağıtan benlikçiler affetmedi onu bizler gibi.
Çünkü görmüş geçirmişliktir sineye çektiren sinkafları.
Fantezilerini diyagonal 37 santime sığdıran eklemsiz bir beden,
Talepleriyle uyuyarak canını eğleyemedi.
Rüyasını bölen uyanışlar giydiği bir ceza.
Son sahneye beş kala belleğindeki çizikleri kurgular onaramaz.

16 Mart 2010 Salı

echoes

Hava soğuk. Salya sümük. Nemsiz duvarların ardını dinliyoruz, bardakları duvara dayayıp, kulakları bardağa dayayıp. Biralar damlıyor bardaktan yere. Duvarlar emiyor her damlayı, dudaklarını bardağa dayayıp. Sıvalar yoğuşuyor, bardakların içine. Biranın yerine. Sıvaları emiyoruz, dudaklarımızı bardağa dayayıp. Susuyoruz, ellerimizi duvara dayayıp. Donuyor bardaklar salya sümük. Dudaklar kaskatı, sesi hapsediyor. Omurgasız bardaklar, kelimeleri yutuyor.

24 Şubat 2010 Çarşamba

ıpıslak

Deniz yangınlarına kapadı gözlerini.
Ipıslak rüyaların acı keşfi, kasları isyandayken.
Laktik asit dalgaları, aklını kesti, mantığı kesti, uzvunu kesti.
Yanıklar kesikleri doldurup taştı.
Aşırdığı her damla kan gerisin geri bilincine aktı.
Bilinç akışında rüyaları kesti.
Kramplar uyanıkken çalsaydı gözkapaklarını?
Çarşafları ıpıslak al çisesi, gelgitleri yorgun.
Izdırap medinin cezre mecali yok.

17 Şubat 2010 Çarşamba

öz

Talim Terbiye Kurumları kapıları
Uzuvları perdelenenler tarafından aşındırıldı.
Türel bilinç ezintileri mideni burunca
Bir alt dudak sipariş et ki,
Türüne iyi gelen hedonistik anlayışla
Algıların açılsın.

14 Şubat 2010 Pazar

kan

domates kabuğu parlağı aşı boyalı dudaklar öylesi gergin er yanak dayayınca bıçak kör yüzüyle kabuğu sıyırır oysa vitamini kabuğunda şehveti dudağında tadı el damağında.

sanrı

Zürriyeti kapalı kutuda
Gönülsüz kontrolör Pandora
Asma kilit hep dil altı
Açılmayı bekliyor oksijensiz ortamda
Yeniden burna dalan salya sümük akıntılar
Sızım sızım dudakta
Tek sese dokunmalı aslında
Kilidin beklediği seda
Sezgisel artçılarda.

7 Şubat 2010 Pazar

kem

Bir yitiklik var ki üstümüzde
Katarakt gibi yatmış gözlerimize nazenin karaltı.
Düşmancıl ne varsa aramızda şimdi.
Paylaşılamayan ne varsa ona payelenmiş.
Aniydi gövdemize çöreklenişi.
Sen de ki bir tür hezeyan
Benim içinse yanık sütlaç.

gr

Kör makasla kestiğin dilini,
Çiğne de yut delinin siktiği.

düş

Gözleri faltaşı, bildiğin.
Boynunda göztaşı, korusun diye kemlerden.
Yüksekten göktaşı boynuna değer, geçer.
Gözleri açılır. Pür telaş bir bakış.
Elleri yoklar boynunu dehşetle.
Dipsiz bir krater, bunu yapan aytaşı.
Ve damlar çukur boynuna, bir damla gözyaşı.

2 Şubat 2010 Salı

Annenin omzundan izlediğin mahafız yaşamın yaralayıcılığı, azami işkembeni gıdıklar.
Hipnotik süt kokusundan uzaklaşman için kafanı kaldırıp kösnül çevrene ve dudaklarına yapışan sigara filtresine sarılırsan, beynindeki hararet, ebedi yaralar açar..
Gözlerindeki aralıktan içeri zahiri imgeler sızar, kemirgenler taptaze bir ruhun kokusunu duyumsar, yalnızken yakalar ve milat artık senin için o an başlar.

16 Ocak 2010 Cumartesi

mevsimsizlik.

Hades'in bize seslendiği kuyulara doğru eğildik, üstümüze yağan tohumların alacasına aldırmadan.
Dilimizin altında yavan 'düştü!' leri ezdik yalnızca, Hermes çektikçe efendisinin kapısına kurbanlarını burunlarından.
Persephone'un yakarılarına kulak tıkadık, utandık onsuz düşen cemrelerin getirdiği ekin baharlarından.