18 Ocak 2009 Pazar

Dies Solis

El ayak çekildiğinde sessizliğin kokusunu yalnız siz alabilirsiniz. Kaldırımların ıssızlığı sadece sizin burun deliklerinize dolar. Çıkmaya başlarsınız kuytularınızdan kıvrılarak. Herbir ayağınız birbirine saygıyla yol verir ve yeryüzünde nefes alıp veren her canlı, yürürkenki zerafetinizden yoksundur. Kopkoyu sokaklarda ahenkle salınışınızı izlemekten çekiniriz biz. Ayın şavkı kafi gelmez kendimizi güvende hissetmeye. Güneşi arkamıza alıp olduğumuzdan yüce görünürüz. Gün batana dek sürer çünkü hükmümüz. Ay, gecenin devrimini müjdeler zifiri karanlığa. Olan bitene karşı tepkisiz duruşunuz, her gün oynatılan tanıdık bir filmin bedbaht sonuna yüzlerce kez tanık olduğunuz ve bu finale asla müdahale edemeyeceğinizdendir. Bizim gün ışığında bile görmekten aciz olduklarımızı siz zifirde sezersiniz. Sezgilerinizin kesinliği bildiklerimizin muğlaklığıyla alay eder durur. Işığın aceleciliğidir hünkarınızın sorunu. Tan ağartısı getirir hükümdarlığınızın sonunu.

13 Ocak 2009 Salı

os

Fondü üstünde pişen kemikler çığlık çığlığa ilik akıtırlar tabandaki mumların fitillerine. Ateş söneceğine, daha da harlanır. Eklemler şehvetle sürtünür birbirlerine. Kemikler fokurdayan kanla yıkanıp demlenirler, dertlenirler sıyrılmış etlerine. Çıplaklığın akı utandırır onları, kesif bir rayiha kaplar ortalığı.Budur arın aroması. Dumanlar rakseder, ortalarında kandil aydınlığı.