22 Ocak 2013 Salı

y'ol

XX
"Gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum
yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep
ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.

bilemem, belki bu yüzden
ben sana yanlış bir yerden edilmiş
bir büyük yemin gibiydim.
beni hep aynı yerimden yaralayan o eve
yine de döneyim döneyim istedim."

25 Ağustos 2012 Cumartesi

rengi ruhsarı atmış kederinden mi bilinmez
güzel bakardı çocuğun öldürülürken gözleri
nerede cesedi nerede hipoglisemik hafıza çukurum
gömütünü rüyalarıma kazıyor
inanmışım yadını yaşarken edemeyeceğime
her seviş katli vacip ferman gibidir
seve seve öldün düşüme.


1 Ağustos 2012 Çarşamba

mıknatıssız bir pusulaya güvenme sevgilim

"ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum.
hakiki cinayetler işleniyor görüyorum.
isa görüyor, şeyhim görüyor, ben görüyorum.
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.

yüzyıl şilisinden bir jazz javulcusu inliyor damarlarımda
hiç durmadan kentli mağlup kıyasıya mağrur ve mor
bir çocuğum şimdi pişman olmak için
birbiriyle bağlantılı yüzbinlerce yılım var.

seni sevmem
bu savaşı
kesintiye uğratmaz
ama ordan bakma!
bu, werther'in
leş kanını
gül kılar.

birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
otobüsler olacak, trenler, bütün öldürülmüş cumhuriyet şehirleri
saçlarım uzun olacak, bıyıklar, gözlükler, gideceğim
çığlıklarla düzülmüştür aşk şiirleri.
gideceğim en eski öykümde devlet denen şirk yazacağım
göz bebeklerimde kent gördükçe kırılan gıçlar,
ve bir dizeyi haklar gibi terli ellerim
bu çağın açısını dik tutacaklar.

bana bir öpücük verin yoksa galip döneceğim
ufka bir bakın ordum akıp gidecek
elimde çözülecek makina ve cinayet
marşlar yazıp halkımla söyleyeceğim yoksa.

inanmışım kaybetmek esrarıdır olmanın
çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum.
ipimden kurtulmuşum kaybediyorum.
birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez
tanklar tank olup geçiyor üstümüzden
helvetius haklı, devlet şaşkın, piyanist kara
memleket sana rağmen ket vururken yarama
şu çıplak çocuk şu tüyük bürk şairi ben
-ve emir "kun" diyor; doğuruluyorum-
"bu ülke"den daha bıçkın tamlama bilmiyorum.
bana bir öpücük verin yoksa şair öleceğim
ik dildar tohum ekecek sözüme yoksa
ve bir dizenin tan yerini ağartamsıysa
ellerini tutarım ki kudurtucudur. ellerin
bunun için gözlerinin meryem hali sevgilim
gözlerinin meryem hali gerçek yurdumdur
ki zuhrettiğinde ilk formuyla isa yeniden
ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorumdur.

ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim
lazım gelen gülleri göğsüme gömerek
birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
bunu daha çok küçükken bir filmde görmüştüm!

ah laikse aşkımız biter elbet bir kış baharyaz günü
gözlerin uçurumlar kaydeder avuçlarıma
bir çınar gövdesini bir hamle daha yarar
üç içbükey komodin silah çeker vurulur
sen gidersin, denklem düşer, ben aşk olduğumu ağlarım
bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.
beynime düşer infilak eder

ben dünyaya karşı durmak ile meşhurum
olma. yokluğun bulunmaman bedenime larcivert lavlar akıtır.
nasıl çekip gitmiş bir şaman
çekip gitmiş, bir şaman değilse en çok
benim gibi sonsuz bir at
hiç koşmuyorken de attır.

biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan
ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok
annem beni hep çok sevdi, kız gördüm mü ağlıyorum
modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum
yeniden dünyaya gelsem yeniden seni severim

ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum
hakiki cinayetler işleniyor görüyorum
isa görüyor şeyhim görüyor ben görüyorum
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum
mıknatıssız bir pusula olarak."

15 Temmuz 2012 Pazar

kasık havası

Mırra kokan kasıkları, bekar uğrağı.
Gündüz güzelleri, geceleyin bir ürkü çırpınırdı
gözlerini örten satenlerin altında.
Bu hanın görünür kapısına uğrayan yoktu.
Ev sahibeleri arkalıkları örtüp de hep,
hanenin kilidini çatalağızlarına
dolambaçlı gövdelerindeki çukurlara sakladı.
Dudaklarına sürülene süt dediklerini
ağuya döndürdü dilleri, kimse bilmedil.
Ağızlarından tükürdükleri
kasıklarına aktı, entarilerini ıslattı.
Baş koyanlar mırrayı soluyup
gelmişe geçmişe peydah çekti.

1 Temmuz 2012 Pazar

body heat

Kayda almaya devam edin.
Kimse sizi durduramaz.
Bantlardan topluyorum cümleleri.
Ve sizi anlıyorum.
Saçlarınızın kırıklarından akan saplantıların,
Bir adamın ılık boynuna damladığını.
Dudağınızın pembeliğini
Benimkinde tadamaz.
Bunu ensesine fısıldayın.



30 Haziran 2012 Cumartesi

karpuz suyu

Size saatimi ayarlatacak kadar bile güvenmiyorum.
Yaşanacak sandığınız günlerin yaşayacak günler olduğunu farkedene kadar.

28 Haziran 2012 Perşembe

6 gün 6 satır

dün kaçık bir uyku şehrinin sırtlarına tırmandı
kuşlarını kovaladı omuzlarından
bugün günlerden ne'ye nazire yakışmaz diye
satırlar atladı kuşların tünediği dallarından
şimdi sen de döşek ara tüneksiz kuşlarınla
'uyumak için önünde sonsuzluk var' yazmıştı boş kalan dala biri.